İnsanı diğer mahluklardan ayıran en temel özelliği ruhudur, sorumluluk sahibi olmasıdır. Ruhu boş olan, mesûliyet duygusu taşımayan insanlar ne zaman ne yapacağı belli olmayan serseri bir mayın haline gelebilmekte, toplum için her an tehdit unsuru olabilmektedir.
Bu âdem dedikleri, el ayakla baş değil
Âdem ruha denilir, surat ile kaş değil
Beden et ve deridir, ruh bunun serveridir
Hakkın kudret sırrıdır, ruhsuz kalıp hoş değil
Âdemdedir emanet, ondadır ilm ü hikmet
Hakkın katında âdem, dane-i haşhaş değil
Âdem olan iyi bil, çalışır hep ay ve yıl,
Ruh gıdası ilimdir, ekmek ve kumaş değil
Kendi özün anlayan, ruh gözün aydınlayan,
Hak sözün pek kavrayan, er olur ayyaş değil
Beden hayvanda da var, hissi, onda pek artar,
Kurt gözü keskinse de, nakş görür, nakkaş değil.
Nitekim yukaridaki şiirde Yunus Emre'nin de temas ettiği gibi bedenin bilinmesi, tanınması, bakımının yapılması, beslenmesi, zararlı şeylerden korunmasına benzer şekilde ruhun da farkına varılması, korunması ve beslenmesi gerekir. Aksi takdirde beden gibi ruh da hasta ve rahatsız olur. Nasıl beden hastalıkları ile doktorlar ilgilenirse, ruh mütehassısları da İslam alimleridir. Onlar herkesin kabiliyetine uygun ruh ilaçlarını, hadis-i şeriflerden seçerek söylemişler ve yazmışlardır. Peygamber efendimiz dünya eczahanesine yüz binlerce ilaç hazırlayan baş tabip olup, evliya ve alimler de, bu hazır ilaçları, hastaların dertlerine göre dağıtan emrindeki yardımcı tabipler gibidir. Onlara inanan, güvenen ve ilaçlarını kullananlar dünyada ve ahirette bahtiyar kimselerdir.
Ehil olmayan doktordan sakınıldığı gibi din hakkında her konuşanı da doğru din mütehassısı sanmamalı ve dikkatli olunmalıdır. Bozuk din adamlarının günümüzdeki en mühim vasfı, genelde her söze başlarken, "bana göre" demeyi âdet haline getirmiş olmalarıdır.